26 Nisan 2017 Çarşamba

IT


Stephen King'in 1986'da yayınladığı romanından uyarlanan IT, benim için her zaman farklı bir film oldu. Palyaçolardan ölümüne korkan, çocukken gördüğüm anda çığlık atan ben için belki de büyük bir çocukluk travmasıydı bu film. Bilemeyeceğim artık.. Ancak hiçbir zaman herhangi bir kategoriye koyamadığım, tarifini yapamadığım bir filmdi. Bu zorlanmadan ötürü yazım biraz zorlama olabilir, sıkıcı gelebilir ancak 8 Eylül'de remake olarak yeniden karşımıza çıkacağından fazla geciktirmeden yazma sorumluluğum olduğunu düşündüm...

Öncelikle film neredeyse 3 saatlik (uzunluğundan ötürü mini dizi halinde sürülmüş piyasaya çıktığı zamanlar), zaman zaman yavaşlayan, zaman zaman ise aksiyonu bollaşan ve seyirciyi gerim gerim geren bir eser.

1990 yapımı filmin hikayesi şöyle: Tamamen King'in hayalinden fırlayan Derry isimli küçük ve sakin bir kasaba -keşke göründüğü kadar sakin olsa- bir dizi çocuk kaçırma, çocuk cinayeti olayları görülür. Dedektifler olayı araştırırken bu kan donduran olaylar yaşanmaya devam etmektedir. Olayların bilinmeyen tarafı cinayetleri işleyen palyaço kılığına girmiş bir paranormal varlık, çocukların korkularından beslenmekte, çocuklarla karnını doyurmaktadır. Çaresiz bir nokta da bu varlığı yetişkinler göremez, varlık sadece çocukların zihnini bulandırır. Bu olaylar bir gün sona ermiş, çocuklar büyümüş ve meslek sahibi olmuştur. Ancak bir gün o çocukların liderliğini üstlenen, kardeşi bu palyaço tarafından katledilen Bill kasabada kalmayı tercih eden çocukluk arkadaşından aldığı bir haber sonrasında çetesini tekrar toplama ve kasabaya gitme kararı alır. Çünkü: O DÖNMÜŞTÜR. Ve ortada daha büyük bir mesele bulunmaktadır: Hiçbir yetişkinin göremediği canavarı çocuklar yetişkinlik çağına erişmesine rağmen görmektedir...

Film bu karakterlerin yaşadığı flashbackler, eğlenceli anılar ve çocukluklarına dönmek için yaptıkları eğlenceli hareketler arasında gidip geliyor. Açıkçası filmi ben, korku kategorisine koymazdım. Çünkü korkudan çok fantezi olarak geçen, zaman zaman çok eğlenceli sahnelere yer veren bir çalışma olmuş it. Ancak o zamanın koşullarına göre değerlendirirsek, koulrofobiyi zirveye taşıyan ve birçok yetişkinin şu anda palyaçolardan çekinmesine yol açan bir film olabilir de.

Film kesinlikle favorilerim arasında yer almıyor. Hatta her dakikasını ilgiyle izlediğimi söyleyemem bile. Exorcist gibi kült korku filmlerini izleyip sağlamlaştırdığım bünyeme bu tip filmler aşmış bir fantezi filmi gibi geliyor.
Benim için asıl önemli mesele sene içinde çıkacak olan remake..

Fragmanı izledim ve 90 yapımı it'e göre bu yapımın fragmanında biraz olsun gerildim. En başta kötü karakterimiz Pennywise, ilk filmde rengarenk giyinmiş devamlı oyunlar oynayan ve kahkaha atan bir karakter iken bu kez robotik, renksiz ve tamamen kindar bir şekilde çıkacak gibi. Devamlı öfkeli bakışlar atan, sinsi karakterinden taviz verip daha agresif ve saldırgan bir varlık gelecek sanki. Bu benim için pek hoş bir detay değil çünkü oldum olası palyaçolardan korkarım, gördüğüm anda yüzümü başka tarafa çeviririm. Eski Pennywise'ın cümbüş karakteri biraz olsun insanı güldürüyor, palyaçolardan korkanlara bile sevimli görünüyordu.. Şimdiki halini pek seveceğinizi sanmıyorum.

Bunun haricinde film aynı sahneleri daha profesyonel efektlerle izletecek, ne olacağını bildiğiniz anları tekrar yaşamanıza yol açacak gibi görünüyor. Bu iyi olacak mı  yoksa filmin gerilimini azaltacak mı zaman gösterecek... Ben de bir Stephen King okuru olarak bekliyorum.

4 yorum:

  1. Hey gidi hey:) Zamanda yolculuk oldu benim adıma:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz daha nostalji için Exorcist, Elm Sokağında Kabus, Texas katliamı diyor ve kabus dolu geceleri hatırlatıyorum... Teşekkürler.:)

      Sil
  2. izledim. king filmlerini hiç kaçırmaam :)

    YanıtlaSil